Perşembe, Ağustos 26

bomboş bir perşembe günü

Dün gece elimde kitap, yanımda melosh erkenden uyuya kaldığım için sabah da erken uyandım. Çok eğlenceli bir kitap okuyorum, mutfak kültürü ve yemekle ilgilenen herkese de tavsiye ederim: Selim İleri - Oburcuk Mutfakta. Dün gece gözüm kapanmasına rağmen bir bölüm daha okuyayım, bir bölüm daha derken öyle uyuyakalmışım. Sabah erken uyandığım için yanımda duran kitabı açıp kaldığım yerden devam ettim. Tabi bu sefer de işe geç kalmak derecesinde...

Dün akşam Pilates epey zorlayıcıydı. 1 kiloluk ağırlıklarla çalıştık ve ben sürekli offf, poff sesler çıkarıp durduğumdan derstekilere ve hocamıza baya bir gülme nedeni yarattım. Nedense dünki ders beni pek bir zorladı. Sabah da etkileri devam ediyordu. Karın kaslarım hafif sızlıyor, bacaklarım da, kollarım ve omuzlar bildiğn ağrıyor..

Ama spora gitmenin verdiği rahatlamayı, gevşemeyi de hiçbir şeye değişemem. Düzenli spor yapmazken sürekli spor yapan insanlara ben de salak gözüyle bakardım - itiraf ediyorum. Kendilerini fazlasıyla yoruyorlar, hatta sakatlıyorlar - ne saçma diye düşünürdüm. Ancak şu son 3 yıldır ben de düzenli spor yapan bir insanım ve yapmayanlara da hayretle bakıyorum.. Sadece bugünü düşünüyorlar, ilerisini, yaşlanacaklarını falan hiç düşünmüyorlar.

İlk olarak kendini enerji dolu hissetmene neden oluyor spor. Ordan yorgun argın, ter içinde, bacakların titreyerek çıksan bile eve geldiğinde öyle dinç, öyle iyi hissediyorsun ki.. Sırf o his için değer. İnanılmaz bir kafa dağıtma ve stresten uzaklaşma desteği. Daha kolay uykuya dalıyorsunuz yorgun olduğunuz için, ama sabahları da daha dinç, daha enerjik uyanıyorsunuz. Vücut üzerindeki etkilerini yazmama gerek bile yok. Hem şimdi, hem de ilerisi için.. Bir da sağlıklı kalmanın en önemli nedenlerinden biri - her şeyi uzak tutyor. İşleyen demir resmen ışıldıyor..

Ama genelde insanlar - özellikle de yeni başlayanlar - daha ilk başta her gün ağır egzersizler ile kendilerini yorgun düşürüp spordan soğuyorlar.. Eve ilk kürek aleti aldığımız zamanı hatırlıyorum. Kardeşim 200 kürek çekmeye çalışıyordu daha ilk günden. E tabi çok yoruluyordu. İlk bir hafta bu tempoyu sürdürdü, ağrılar içinde, sonra da bir daha bakmadı bile kürek aletine.. Bisiklet geldiğinde ise babama aynı şey olmuştu. Her akşam 1 saat bisiklet yapma çabaları çok kısa sürdü..

O yüzden tavsiyem, çok ağır olmayan egzersizler ile seyrek bir programla başlamak. Çok yormadan, tadını çıkararak, her gün kondisyonunuzun arttığını izleyerek. Zaten gerisi gelecektir....

* Resimdeki kedi melosh değil, mutfak da bizim mutfak değil zaten.. Ama o kadar hoşuma gitti ki o mutfaktaki ışık, kendime böyle ışıklı, içinde kediler dolanan mutfaklar diliyorum ilerisi için!

6 yorum:

Esma Nur dedi ki...

Canım ben o ağırlıklarla ya da şınav çekerken artık nasıl oldu bilmiyorum bileğimi çatlattım, üç yerden hem de. 1 ay sızlanıp durdum evde,bizimkiler de dalga geçip durdular, zayıflıktan o burkmuşssun işte diye. 1 ay sonra doktora gidince ortaya çıktı ne olduğu. Şimdi hala tam geçmiş değil. Yine de el ateliyle Güllük'te denize girmeyi ihmal etmedim :) ve tabii ki Eylül'de taebo'ya geri döneceğim, bileğimi çatlatsa da :P

emelo dedi ki...

Ay canım benim yaa cok geçmiş olsun. Nasıl olmuş o ya, tam görünmez kaza.. Spora geri dönecek olmana çok sevindim ama!

mem dedi ki...

vay vay, yakinda spor salonu da acarsin sen :) mutfak guzel ama kedi melos degil, melos!

emelo dedi ki...

evet, kimse meloshun yerini tutamaz...

Ozlem dedi ki...

Gerçekten mi?!!?!?!? :)

emelo dedi ki...

hahahaha.. Ozo alemsin... Baska kimse derken baska hicbir kedi yani :)