Salı, Mart 17

Çok hoşuma giden bir karşılaşma

Geçen gün Migrostan ananas sapları alıyordum, büyük ananas yetiştirme planım için. Ananasın yapraklı kısmını alıyorsun, şöyle alttan 3 cm lik bir kısımdaki yaprakları dikkatlice yoluyorsun ve suya koyuyorsun. 1 ay sonra falan kök salmaya başlamış oluyor. 1 yıl sonra da çiçek vermesi tahmin ediliyor. Tabi daha önceden çürütmüşlüğüm de var o nedenle sadece bir test aşamasındayım şimdilik...


Neyse Migrosta ben ananas sapları alırken iki hanım yanıma geldiler ve ne için aldığımı sordular. Ben de ananas yetiştirme planlarımı anlattım. Sonra hanımlardan biri, sizin adınız Emel mi, diye sordu bana. Meğerse beni blogdan ve Instagram'dan takip ediyormuş. Hatta sayemde orkideleri çok iyi durumdaymış, çok mutlu oldum.

Ne güzel böyle uzaktan da olsa birilerinin hayatlarına dokunmak ve bir şekilde fayda sağlamak...Bir de mango yetiştirme projem var halihazırda devam eden. Onun da resimlerini paylaşırım...

Perşembe, Mart 12

Karanlık bir gün

Günlerdir neredeyse 20 derece ve güneşli havaya fazlasıyla alışmış olan bünyem bir anda dışarıyı böyle gri ve yağmurlu görünce suratım asıldı sabah sabah. Neyse, acil olarak bitirmemiz gereken bir paper için gelen düzeltmelerimiz var ve onu bitirmek konusunda günlerdir çektiğim isteksizlik kendini çalışma ve şu işi bir an önce bitirip aklımdan ve listelerimden çıkarma hevesi veriyor bana.

Hadi yağmurlu ve kasvetli hava. Sana şöyle 2 hafta falan ihtiyacım var epey - sonra istediğin kadar güneşli olabilirsin.

Bu hafta da neredeyse bitiyor. Yapılacak işler haneme büyük bir çentik atmadan bitmeyeceksin hafta!

Pazartesi, Şubat 23

Bugün Babanemin doğum günü

İlk defa kutlamayacağız. Ya da onsuz kutlayacağız. Seni seviyoruz Babanecim, her an anıyoruz.

Pazartesi, Şubat 16

Kalbimiz yanıyor Özgecan


Haberini okuduktan beridir ki hepimiz huzursuzuz. Kimsenin tadı tuzu kalmadı. İçimiz yandı. Senin yaşadığın acılar, ailenin dayanmak zorunda bırakıldığı acı ve çaresizlik.. Hepimizin içinde yine adalet falan yerini bulmayacak yönündeki güvensizlik, umutsuzluk..

Bugün simsiyah giyiniyoruz. Senin yasını tutuyoruz kendimizce. Sen ne ilksin ne de son. Ne çocukların başına neler geldi bu ülkede. 2 yaşında bebekler, 11 yaşında kız çocukları, ne kadınlar ne kadınlar..

O Kadın bile demekten utanıp da bayan dedikleri kadınlar! Bütün bu düzeni kuran ve sürdüren kadın, erkek, çocuk herkese bela okuyorum. Allah hepinizin belasını versin! 6 yaşında çocukla evlenilebilir diyen, adet gördükten sonra bir kız kadın olmuştur evlenebilir diyen, ama çok küçüktü çok etkilenmemiştir diyen, açık giyinmeseydi, gülmeseydi, tek başına ne işi vardı diyen... Ben yazmaktan yoruldum! Allah topunuzun belasını versin. Hem bu dünyada, hem de sizin o çok heyecanla beklediğiniz bütün yatırımını oraya yaptığınız öbür dünyada! Her yerde her gün belanızı versin, hiçbir işiniz yolunda gitmesin, elinizi neye atsanız kurusun, sonunuz o kadınlara yapılanlardan kat kat beter olsun! Yazıyorum yazıyorum içim ferahlamıyor...

Kadın ile erkek eşit değildir diyen, kadının yeri evidir diyen, kadın başına ne işi vardı diyen, kadının görevi çocuk doğurmaktır diyen, tecavüze uğrayıp hamile kalırsa kadın ölsün bebek niye ölsün ki diyen, bebeğe gerekirse devlet bakar diyen, o pislik hafifletici nedenleri utanmadan sayan tüm bu pisliklerin de Allah belasını versin. Ananızdan - o kendisi de kadın olan ananızdan - emdiğiniz süt her gün, her gece burnunuzdan gelsin.

Yetmez ama, size en azından bu müstahaktır! Beddua sahibine döner derler, valla bu durumda o kadar haklıyım ki ilahe adalete güveniyorum. 

Cuma, Şubat 13

yarın sevgliler günü

ama benim için TOEFL günü. Umuyorum ki hayatımın son TOEFL sınavına giriyorumdur - ve de bir daha girmem gerekmez..

Ben de sevgililer gününe hazırım, hem de pembe ve mor ve de bu da yetmezmiş gibi kalpli bir diş fırçasıyla!

Herkese bol kırmızı güllü, pembe kalpli vıcık vıcık bir gün dilerim...

Perşembe, Şubat 12

Yeni dönem ve deadlinelar...

Yeni dönem başladı, derslere ben bile alışamadım daha öğrenciler ne yapsın. 2. haftamız bitiyor. Arada 1 hafta tatlimiz var, son hafta da ben Atina'ya konferansa gidiyorum falan derken 2,5 ay falan kalıyor her şeyin yetişmesi için. Neyse, her dönem her şey yetişiyor nasılsa..

Bu dönem bizim için biraz ekstra yoğun çünkü yeni ve çok daha büyük bir TUBITAK projesi hazırlıyoruz. Proje taslağı nerdeyse tamamlanmış bir halde. Bütçe, referanslar, son düzeltmeler kaldı.
Hadi hayırlısı diye yollayacağız projemizi..

Bir paperımız için de revision gelmişti. Projeyi teslim eder etmez sırada o var. Hatta altyapı çalışmaları ve ekstra okumalar yapıldı bile. Oturup yazmak ve düzeltmeleri yansıtmak kalıyor.

Benim yurtdışından bir research grant'im daha var. Onun veri toplaması tamamlandı, kodlama sırası geldi. Bir lisans öğrencim bana bu konuda yardım edecek ve onunla kodlamayı yapacağız. E tabi analizler, raporlamalar, yazmalar çizmeler kalıyor geriye..

Sonra Atina'daki konferans için yazacağımız paper var. Onun da araştırmaları ve literatürü tamam gibi - ama oturup yazmak kalıyor işte :) Deadline 9 Nisan

Şu anda yürüttüğümüz TUBITAK proje'sinin final raporu var - ve tüm paperwork.. Deadline 15 Nisan

Doçentlik için başvuracağım bu dönem - onun da başvuru süresi 15-30 Nisan arası olacak muhtemelen. Bir milyon paperwork. Şimdiden dosyamı ve gerekli evrakları hazırlamam gerek elektronik olarak.

Atina'daki konferans için sunum hazırlamak, final projelerini ve sınavlarını notlamak falan hep Mayıs başına kalıyor. Artık onları saymıyorum bile..

E insanlar soruyor - 2 yıllık evlisiniz, bebek planı yok mu diye :) Bebek planı var ama işte bu deadlinelardan bebeğe sıra gelmiyor. O kadar yoğun bir tempoya sokmuşum ki kendimi belki buraya yazarım, biraz içimi dökerim ve rahatlarım diye düşündüm.

Rahatlamak haziran'a kalıyor artık. 8-18 Haziran arası, daha çocuklar okuldayken ve Bodrum gerçekten güzelken Bodrum'a kaçacağım ve o 10 gün boyunca biraz beyin detoksu yapacağım. Kitap okurum, yüzerim, yürüyüşler yaparım, bol bol balık yerim.. Ah ahhh. Hele de her yerin karla kaplı olduğu bol çamurlu gri Ankara gecesinden bunları yazarken o kadar uzak geliyor ki bu planlar..

Ah 8 haziran, hadi gel artık gel...


Salı, Ocak 13

Uzuuun bir aradan sonra..

En son yaz bitti diye yazmışım, artık yaz biteli çok oldu ama ben bir türlü buraya bir şeyler yazamadım.

Son yazışımdan itibaren yar. doç.luğa başvurdum. 4 yeni makale yazıp dergilere yolladım. Bir research grant aldım. TUBITAK projemiz oldu - hatta nerdeyse yarıladık.

Berlin'e gittim, Prag'a gittim, Lizbon'a gittim.

Ameliyat oldum, atlattım. Hatta 2,5 aydan sonra bugün ilk defa spora başlıyorum ve de çok heyecanlıyım. Hatta bir an önce zaman geçsin de gideyim istiyorum.

Bugün dönem bitiyor ayrıca, o yüzden de heyecanlıyım.

Böyle işte. Fazla da bir şey yok. 2014 bol bol iş demekti benim için. Sanki 2015 de öyle olacak gibi görünüyor. Bakalım neler gösterecek.

Perşembe, Temmuz 24

Yaz gecti

Aslinda tam olarak da gecti diyemem ama, hatta bizim derslerin baslamasina nerdeyse daha 2 ay var o yuzden sikayet edecek bir seyim de yok aa iste insan bir yerlere gidemeyince pek tatil yapmis sayilmiyor. Hele de benim bu yazki cilgin calisma tempomdan sonra.

Bu yaz cidden cok calistik - yani kendi rekorlarimizi ve tanidigim bir cok insanin rekorlarini kirdim, o sinir oldugum iskolik insanlara donustum ama yardimci docentlik icin basvurdum. Hatta docentlik basvurusunu yapmak icin gerekli altyapiyi da hazirladim.

Yasadiklarimdan ogrendigim sey ise ne kadar acele etsen, kendini yirtsan da isler kendi hizlarinda gerceklesiyor ve senin onlari acele ettirme sansin pek olmuyor. O yuzde 31inci yasimi yarilamisken ogrendigim sey sabirli olmak. Hayatta en sevmedigim ve alismaya calismak zorunda oldugum bir sey bu ama ogreniyorum.

Yavas yavas...

Herkese iyi tatiller - ve bayramlar tabi!

Salı, Nisan 8

sukulent sevdası

Antalya'dan gelen sukulentlerim hızla büyüyorlar, biz de hızla yenilerini üretmekteyiz... Satışlar başladı - elde edilen gelir de hayvan barınakları ve derneklerine bağışlanacak. Ben çok mutlu ve heyecanlıyım - iki sevdiğim şey bir arada - bitki yetiştiriyoru ve ordan elde ettiğim gelir ile de hayvanlara yardım ediyorum. Daha ne isteyim..

Ankara içerisinde sipariş alıyorum. Eğer siz de hem böyle güzel ve öldürmesi çok zor bitkilere sahip olmak, hem de hayvanlara destek olmak istiyorsanız bana burdan ulaşın. Sizin zevkinize göre bir sukulent dünyası yaratalım ve siz de huzur içinde bu güzellikleri büyütün.

Şu ana kadar sattıklarımdan bazıları..







Desteklerinizi, siparişlerinizi bekliyorum..

Fiyatlar sorulmuş - e benim ne kadar kötü satıcı olduğum fiyat yazmamamdan belli değil mi:)

Tekli aranjman - 30 TL
3 çiçekli aranjman - 60 TL
5 ve üstü çiçekli aranjman - 100 TL

Cumartesi, Mart 22

olup bitenler

bizim gibi düşünen, özgürlüğünü kaybetmek ve hayat tarzına karışılmasını istemeyen kişileri umutsuzluğa ve bıkkınlığa sürükleyebilir. Ben bol bol spor yapmayı öneriyorum bu güzel havalı günlerde. Ben öyle yapıyorum. Okuyorum, çalışıyorum, kendime zaman ayırıyorum. Düşünmemeye çalışıyorum, çünkü insan bu olup bitenleri çok düşünürse sonu hayırlı olmaz. eminim. .

Ve umuyorum ki bir kabus gibi , uyanacağız gelecek pazar ve gitmiş olacaklar. Bir daha ne geri gelebilsinler, ne insan içine çıkacak halleri kalsın. Bazıları ile ilgili en iyi dileklerim bunlar. Normalde kimseye beddua etmem, kötülüğünü istemem - ama sayelerinde o kadar beddua ettim ki - bu kadar beddua cevapsız kalmaz diye düşünüyorum. İyi ve temiz yüreklilerin her zaman galip geldiği bir dünyaya hala inanıyorum - spordan olabilir mi acaba??

Ha bir de o yetmez ama evetciler vardı ya. Siz gerisini anlamışsınızdır. 

Salı, Şubat 11

Elveda güzel Jim Mus

Blogu kapamıyorum - Jim Mus bizim 17 yaşındaki kedimiz Cici'nin takma adıydı.. Bugün Cici öldü - o nedenle minik bir elveda yazısı bu :(

Cici ve ben yatak keyfi yaparken...

Ciciyi bulduğumuzda ben orta 2'den orta 3'e geçiyordum - sene 1997. Kuzenlerim bulmuşlardı. annem ve babamı onu eve alma konusunda ikna etmek çok zor olmuştu - ama zaten yaz gelmişti ve Cici hanım bizle Güllük'e geldi. Plan ona yazlıkta bakıp sonra da Gülük'ün yerel kedisi olarak orada bırakıp yaz sonunda Ankara'ya dönmekti. Ancak tabi ki bu gaddar plan işlemedi ve Cici geldiği gibi bizle döndü.

Oğuz ve Cici'nin enteresan ilişkisi..

Cici bizle seyahatlere geldi, pikniklere geldi, otellerde kaldı. Küçükken bayramlık elbiseler bile giydi.. Ah o Cici bizim ne çocukluklarımıza katlandı. Oyuncak silah görünce nerdeyse ellerini kaldrması bile bundandı :) Çok huysuz, biraz deli ama bir o kadar da zeki bir kediydi. Bir kedinin plan yapabildiğini, tuzak kurduğunu, öç aldığını ben Cici'de gördüm. Hain planları ile kardeşim Oğuz'u az tuzağına düşürmemiştir.. Beni de az sandalyemden etmemiştir tabi :) Her haftasonu - haftasonu olduğunu anlayıp kendini zorla dışarı çıkartırıp tasmayla gezdirtirdi.. Tasmadan kaçmanın da ustasıydı tabi ki!

Hangi kedi aile portrelerinde bu kadar yer bulabilmiştir acaba.. Baş köşede!

Düşünüyorum da - Cici bizim çocukluğumuzun bir parçasıydı. Çok iyi bir arkadaştı. İyi bir sırdaştı - çok derdime ortak olmuş, canım sıkın olduğunda çok avutmuştur beni.. Hayvanları çok severdim küçüklükten beri ama bir hayvan ile yaşamanın, onun sorumluluğunu almanın, ihtiyaçlarının olduğunu anlamanın ne demek olduğunu Cici öğretti bize. Biraz da onun sayesindedir ki ben kedileri çok iyi tanıdım ve kediler bugün beni çok severler.. Onların halinden anlamayı ban öğreten Cicidir.

Cici Bodrum seyahatlerinden birinde balkonda öğleden sonra keyfi yaparken..

Mekanın cennet olsun uzun bıyıklı Jim Mus. Güzel bir hayat yaşadın diye düşünüyoruz, umarım sen de öyle hissetmişsindir..

Ceza belki ama neyin cezası...

Acaba normal ülkelerde yaşayanlar da bizim burda yaşadığımız gibi acılar çekiyor, iç sıkıntıları yaşıyor  mu? Normal ülkeler diyorum çünkü cidden de bizim yaşadığımız yer normallik sınırlarının çok üstünde olaylar yaşatıyor bize.. Her gün. yeniden, durmadan...

Sadece siyaset dünyasını kastetmiyorum. Kadınların, çocukların, hayvanların başına gelenleri insanın ruhu kaldırmıyor bir noktadan sonra - ruhuna ağırlık çöküyor, yüzü gülmüyor..

Murathan Mungan Aşkın Cep Defteri'nde yazmış, ben de bir yere not etmişim:
"Hayat hep sizi sahip olduklarınızla cezalandırır. Kalbi fazla olanların canı daha çok yanar" (s. 99, 2012). Tabi o farklı bir anlamda yazmış bu cümleyi - ama bu cümle cuk oturuyor. Her tür acıya, her tür kalp sızısına.

Hayat bazen karşınıza öyle bir şey ile çıkıveriyor ki bir anda - nefesiniz kesiliyor, boğazınız düğümleniyor ama maalesef elden bir şey gelmiyor. Elden bir şey gelmediğini, böyle bir afallama karşısında çaresiz olduğunuzu da biliyorsunuz.

Bakıp yutkunuyorsunuz. Kalakalıyorsunuz. O kadar. 

Pazartesi, Şubat 3

Yeni dönem başlıyor

Öğrenciler kapıda sıra. İmzalar, izinler, kota artırımları derken pek acılı bir zaman onlar için.. Derslerimden iksi dolmuş da bir dersimde sadece 5 kişi var - belki iptal olur.. İptal olursa ne olur bilemiyorum. Dersin pre-requisite'i - yani önkoşulu var ve onu alamayanlar bu dersi alamıyor. Gerçi nunu anlamayıp da kapıma gelip hocam ya zaten ben D'ye oynuyorum yine de mi alamam diyen öğrenciler olmuyor değil..

D'ye oynamak - baya iddialılar yani.. Neyse, bakalım dersin kaderi ne olacak - ben de heyecanla bekliyorum!


Cuma, Ocak 31

sukulentler ile hayat..


İnanılmaz bir şey ama nerdeyse 1 aylık ara tatilimiz haftaya çarşamba bitiyor. (Çarşamba okul mu açılırmış - kimse gelmesin diye mi böyle planlamışlar ki acaba - diyenlere %100 katılıyorum! Ne anlamsız..)

Sömestr tatilini inanılmaz verimli geçirip rekorlara imza attığımı düşünüyorum: 4 haftada 5 büyük iş başardık. O yüzden de hiç dinlenemedim, hiç kafa boşaltamadım, hiçbir yere gidemedim ama napalım... En azından dönem sırasında uzadıkça uzayacak işlerin çoğunu toparladık ve bu da beni çok mutlu ediyor.


E tabi bu sömestr tatilinin diğer bir başarısı da hobim olana sukulentlar konusunda yaşanan ilerlemelerdi. Antalyadan gelen sukkulentlar seraya yerleşti. Orada büyümeye devam ediyorlar. Bu arada ben de evdeki önceden almış olduğum sukulentleri yetiştirmeye ve yani mikro dünyalar yaratmaya başladım. Benimkiler hala büyüme aşamasındalar ama yavaş yavaş başlıyoruz planları gerçekleştirmeye. Hatta ilk hediyemi bile verdim!







Perşembe, Ocak 16

Sukulent (succulent) maceram..

2014 güzel haberlerle ve yeniliklerle başladı. Doğum günüme 1 hafta kala 2 tane harika haber aldım.. İnşallah daha güzelleri de gelecek. E bu kadar çalışınca insan ödülünü de istiyor- bekliyor.. Mayıs sonu Seattle'da olacağım bir terslik olmazsa - Amerika'ya gitmeyi çok özledim, mayıs da harika bir mevsim - Mayıs'ı iple çekiyorum..

2014 yılındaki projelerimden biri de sukulent projem. Sayı olarak çok fazla olduklarından ve eşimi de evdeki bitkilerle bunaltmak istemediğimden onları rahatlıkla büyütebileceğim ve onlara uygun yeri ayarladım.

Toplam 35 sukulent ısmarladım Antalya'dan, Taner Angay'ın o harika serasından. Umarım ki bir gün gidip ezmek de kısmet olur.. Şimdi onları büyütüp köklendirip kendi aranjmanlarımı hazırlayıp satacağım. Böylece hobim az da olsa bir gelir getirecek ve en azından kendini amorti edecek. Resimlerini burada paylaşacağım. Yani Ankara'da yaşayıp da İstanbul'da satılan harika sukkulent aranjmanlarında aklı kalanlar artık hiç üzülmesinler - çünkü bir kaç aya benim bebekler büyüyecek ve satışa çıkacaklar :))


Gerçi ben nasıl kıyıp da bunları satacağım onu bilemiyorum ama bir şekilde olacak herhalde..




Salı, Ocak 14

2014

Yeni yıla 5 hedefle girdik..
1i kariyer
2si aile ile ilgili
Diğerleri de seyahat ve sağlıkla ilgili.

İlk hedefte büyük bir adım gerçekleşti tam doğum günümden 5 gün önce. 31 yaşındayım diyeceğim 5 gün sonra. 30 büyük bir sayı - onun geçmesi iyi olacak sanırım. Bu yaşta hayattaki en sağlıklı ve fit halimdeyim - bu da beni çok mutlu ediyor. Kendim için, ilerisi için çok öenmli bir şey yapıyorum ve bunun huzuru bambaşka..

Kariyer açısından da yazdan beri deli gibi çalışmamın meyvesini yiyorum inşallah.. Az kaldı. Biraz daha çalışma ve sabır. Bu 20 günlük arayı iyi ve verimli değerlendirmem gerekiyor! Yarın ve perşembe günü ful çalışma ile geçecek.. Yakında daha da güzel haberler alacağız umarım.. Birazcık daha sabır!

31 Mart'a kadar bir şey almama kararı aldık sevgilimle. Yani tabi yiyecek içecek alışverişi dışında. Gerçi işte birine doğum günü hediyesi, başkasına yeni ev hediyesi falan filan derken arada bir şeyler almak gerekiyo ama öyle kıyafet/alışveriş falan yapmadan geçen her gün iyi geliyor. Ylbaşıydı indirimdi derken biraz abartmıştık - arada böyle ufak diyetler gerekli. Zaten o kadar çok eşyamız var ki herhalde 1 yıl hiçbir şey almasak bile çok büyük bir fark olmaz hayatlarımızda..

Yeni yıl iyi gelecek bize. Güzel hedeflerimiz var. Umarım hepsini gercekleştirebileceğimiz bir yıl olur.

Pazartesi, Aralık 9

araştırma günü pazartesi

Pazartesileri araştırma günü olarak belirledikten beri bu günü çok daha motive geçiriyorum. Hem pazartesi günleri haftaya bir soft başlangıç olarak kalıyor hem de pazartesi sabahı telaşından kurtuluyorum.. Bugün de yine ödev okumalar, ders hazırlamalar ve kendi araştırma konularım üzerine odaklanmayı hedefledim, bakalım - kısmet :)

Haftasonu yağan kar iyi geldi. Normalde karı hiç sevmeyen ben bile dün Eymir'e yürüyüşe gitmek istedim ve çok eğlendim. Artık kış iyice geldi maalesef - inkar edilecek yanı kalmadı bu işin. Neyse - dönemin bitmesine 3 hafta, yazın gelmesine ise şunun şurasında birkaç ay kalmış olduğunu bilmek beni biraz olsun mutlu ediyor.

Dedemlerin çok haydut bir erkek kedileri oldu - adı haydut. Van kedisi. Tatlı bir şey. ama yani yavru bakımı ne kadar zor bir şey sürekli bunu yeniden hatırlatıyor hepimize.. Dedem çok mutlu. O mutlu olduğu için de ben de mutlu ve huzurluyum..

Yılbaşı planları, tatil planları, araştırma projeleri derken zaman geçiyor. Daha ne yapacağımıza karar verememiş olsak da planların kendi kendilerine belli olacağına dair de umudumuz hala güçlü :) Bakalım - sokakta kalmayız yılbaşında herhalde..

Herkese iyi haftalar - bu karda kışta dikkatli olun!

Cuma, Kasım 15

yine cuma!

Haftanın sonu geldi yine. Eh en sevdiği gün olunca insan sürekli yine de cuma, ohh yine cuma diye başlıklar atıyor elden bir şey gelmiyor.. Çocuğum olsa adını Cuma mı koysam acaba :))

Melosh hanım biraz hasta - burnu tıkalı bir de hırıl hırıl nefes alıyor. epey direndim onu doktora götürmeyeyim, üşümüştür, geçer diye ancak sanırım götüreceğim doktora bugun. Bir de önemli bir şey ise ve benim ihmalim yüzümden kötüye gittiyse çok üzülürüm..

İşte böyle. Spor, akşam annemlerle yemek, sonra da bellalarda keyif yapma programımız var. Yarın sabah da hamam. Ama şimdi bu haftanın son ara sınavını vermeye gidiyorum. Öğrencilere bol şans! Herkese iyi hafta sonları!




Perşembe, Ekim 31

yeniden yaz

Kasım geldi ancak havalar tekrardan yaza döndü. Dün derse giderken ne giyeceğimi bir türlü bilemedim ve pantolan altına çorapsız ayakkabı giydim. Hele öğlene doğru hava ısınma olayını abartınca kolsuz gömlekle durabildim ancak.. 4 Ekim'de kar yağmıştı.. Şimdi ise ne giysem ne giysem diye düşünüp duruyorum..

Cermodern'de bu akşam bir Nordic caz festivali konserine gideceğiz. Bakalım nasıl olacak - bilet de almadık.. Öncesinde de Zeyno ile hain planlarımız var - Derishow'a gitmek gibi :) Tam para biriktiriyorum ne iyi derken.. Kendime hakim olmaya çalışacağım..

İşler güçler çok yoğun. Dönem ortasındayız tam - 7. hafta bitiyor yarın. Haftaya Midtermler başlıyor. Midtermler, ödevler derken hızla geçiyor zaman. Bu dönemki öğrencilerim çok tatlı - çok da ilgili öğrenciler var sınıflarımda. İlgili öğrenci her zaman hocaya iyi geliyor.. Herhale ben de onlar gibiydim öğrencilik zamanlarımda diye düşünüyorum, mutlu oluyorum..

Herkese şimdiden iyi haftasonları diliyorum. 

Cumartesi, Ekim 26

Blue Jasmine

filmine gittik Özlem ile. Güzel bir filmdi. Ancak filmle ilgili en çok sevdiğim şey Jasmin'in kıyafetleriydi. Sette kostüm tasarımını kim yapmışsa harika bir iş çıkarmış.. Bir de Cate Blanchet - insan nasıl bu kadar çirkin olup da bu kadar güzel gözükebilir.. İnanılmaz bir kadın!

Epeydir kızkıza sinemaya gitmyorduk. Özlemişim..

Bu arada dün de Gaye ile tanıştık - Gaye'sWorld Gaye ile. Çok güzel bir akşam geçirdik. Hatta zaman nasıl geçti şaşırdık. Çok garip aslında hiç tanımadığın biriyle tanışıyorsun, ama bir yandan da onla ilgili bir sürü şey biliyorsun ve kendini çok yakın hissediyorsun.. Bir dahaki görüşmemizi iple çekiyorum...