Salı, Ağustos 7
indirim çılgınlığı
O nedenle de ağustos ve eylül ayında alışveriş defterini kapattım. Bir şey almayacağım.. Biraz minimal hale geçmek istiyorum, dolapları tasviye etmek, giymediğim kıyafetleri elden çıkarıp giyecek kişilere vermek.. Dolapları hafifletmek... Ağustos ve eylül ayındaki kişisel planım bu!
Bir de tatlı telaşlar var ailemizde. Kardeşim kız arkadaşına evlenme teklif etti ve bizde de kız isteme, nişan, düğün telaşı süreci başlamış oldu. Bayramda İzmir'e kız istemeye gideceğiz. Eylül ortasında da nişanlanacaklar.. Çikolatalar, elbiseler, takılar, seyahat planları, uçak biletleri.. Şu anki gündemimizde hep bu konular var!
Pazartesi, Ağustos 6
Beklenen haber
Beklediğim haber geçen hafta perşembe günü geldi. Bilkent'te kadrom çıktı! UNICEF'i bırakıp tam zamanlı olarak öğretim görevlisi oluyorum.. Bir sürü planım var, yapılacak yayınlar, araştırmalar, danışmanlıklar.. ama ilk önce odamı düşünüyorum, odamı nasıl yerleştireceğim.. Nasıl eşyalar çiçekler alacağım falan diye! Tüm süreci burda anlatmayı planlıyorum.. Şimdilik ıvır zıvır belge ve gerekli evrak toplama sürecindeyim. Neler neler gerekiyor, her şeyin noterden onaylanması gerekiyor..
Noteler kalkacaktı hani.. Şu kalkma işi bana yetişseydi, neyse napalım..
Bilkent'teki odam için renk ve eşya düşünüyorum.. Duvar rengi olarak şunlardan birine ne dersiniz?
Aslında başka haberler de var, ama gizli ;) O yüzden şimdilik yalnızca bu kadar yazabiliyorum...
Herkese hayırlı bir hafta diliyorum!
Salı, Temmuz 10
beklemek
Şu anda hayatım tam bir planlar silsilesi. Biri belli olsa, çorap söküğü gibi, hepsi bir anda takip edecek gibi..
Zamanın geçmesini bekliyorum, heyecanla...
Perşembe, Temmuz 5
Melosh Hanımın yeni arkadaşı
Salı, Temmuz 3
2012 yazı
Öyle bir anda soğuklar bastırmadı. Temmuz oldu ve geceleri hala kalın yorganla uyuyorum, dışarda hırka giyiyorum ve birkaç aşırı sıcak gün dışında da hiç terlemeden oflayıp puflamadan gayet iyi idare edebiliyorum..
Mayıs'ta Antalya'dan sonra Haziran'da da Bodrum'a giderek yılın deniz sezonunu iyice açmış oldum. Bodrumda her sabah 8'de denizdeydik ve bir saat yüzdük her gün. Kaldığım 4 günün 2sinde öğleden sonra da 40 dakika falan yüzdük annemle. Aile ile tatil yapmak farklı, insan hep çocuk gibi hissediyor kendini.. Biraz daha farklı ama güzel. Dinlendirici. Bol bol yemek yapıp yedik, kitap okudum, uyudum, evi düzenledik falan derken zaten 4 gün geçiverdi..
Temmuzda da var Bodrum planları. Yine kısa haftasonu tabi. Öyle uzun uzun tatil yapamayacağım gibi. Bakalım.. Bir haberler bekliyorum, her şey ona bağlı!
Melosh hanım yaz için bana taşındı. Sürekli dışarda çimlerde geziyor, onu da kış hantallığında çıkarmayı düşünüyorum. Evde bir kedi olması ne kadar güzel bir şeymiş - özlemişim..
Cuma, Haziran 15
St. Petersburg'da en sevdiğim restoran
5 günlük St. Petersburg maceramızın bugün sonuna geldik. 7de uçağımız kalkıyor. Buradayken Rus, Gürcü, ve uluslararası yemek servis eden yerlerde yemek yedik. Çok sayıda sushici var, daha onu deneyemedim, belki bu öğlen..
Ama şu ana kadar en sevdiğim restoran: Chipollino'ydu. çok tatlı bir italyan restoran'dı ve sonunda biraz comfort food yeme isteğimi tamamen tatmin etti! yolunuz St. Petersburg'a düşerse mutlaka uğrayın!!!
Salı, Haziran 12
St. Petersburg'dan sevgilerle..
Sonradan daha detaylı açıklamalar yazarım.. Toplantıya geri dönüyorum şimdi!
Perşembe, Haziran 7
Yaz geldi, yaz!
Haftaya St. Petersburga gidiyorum 1 haftalığına. Ondan bir hafta sonra da Bodrum'a gidiyorum 4 günlüğüne.. Zaten sonra da yaz gelmiş olacak! Yanmış olacağım, krem bikinimi giymeye iyice hazır olacağım..
Başka bir değişiklik de var ufukta, bakalım.. Olmasını çok istiyorum, umarım olur! Olunca yazarım!
İşte böyle, haftaya St. Petersburg'dan canlı yayın yapar arayı kaparım artık...
Perşembe, Nisan 26
Yıllardan sonra ilk kez bayıldım.
Doktora gitmiştim. Testler yapıldı. Ödeme yapmak için sıra bekliyordum ki bir anda içimde bir sıkıntı hissettim, sonra midem bulandı, sonra kulaklarım uğuldamaya başladı, sonra gözlerim karardı - ve gitmişim. Neyse, dinlenip geri ofise geldim. Bugün yavaş bir gün. Erken gideceğim eve. İşte böyle..
Yarın cuma! Bilkentteki son 2 dersim. Dersten sonra da Afyon'a gidiyoruz - Güral Afyon'a. Hamam, kese, masaj falan. Dinlenmeli bir haftasonu planlıyorum.. Tüm ailemiz orda olacak- herkesle hasret gidermek de çok iyi gelecek.. Ay hadi cuma olsa bir an önce!
Salı, Nisan 24
Çarşamba, Nisan 18
haftasonu kaçamağı
Haftasonu Amasra'dayız. Hava yağmurlu - ama olsun, yine de yürüyüşler, Çakraz'da keyif ve de bol bol yatıp uyuyup bol bol kitap okuma planım var.. Kim bilir - belki araya film bile sıkıştırırız.. Çok heyecanlıyım - yani neredeyse cumartesiyi bekleyemeyeceğim.. Nerdeyse değil - bekleyemeyeceğim!!!
Ofiste bu hafta 2 haftada yapılacak işi 2 günde yapma rekoru denemeleri yapıyoruz resmen.. Gerçi kimsenin bizi Guinness Rekorlar Kitabına aday göstereceğini de sanmıyorum.. Her akşam işten çıkarken bir yandan oh be diyorum, bir yandan da öbür gün yapılacak işlerin ağırlığı üzerime çöküyor resmen.. Neyse geçecek, bunlar da geçecek..
Herhalde işteki yoğunluğun etkisinden olsa gerek, geçen gece rüyamda 3. çocuğuma hamileydim. Daha biri bile ortada yokken, onu bırak evli değilken, onu geç ortada koca adayı bile yokken (!) bu rüya ne alaka denebilir ama işte rüya bu - insan ne göreceğini seçemiyor :)
Neyse, 3. çocuğuma hamileyim ve çocukların arası 2 yıldan az. Bizim idari işler müdürümüz beni yanına çağırıyor ve diyor ki emelcim çocuk sahibi olmak çok güzel bir şey ama biz senin yerine replacement aramaktan/bulmaktan bunaldık. Yani daha çocuk sahibi olmayı planlıyor musun? diye soruyor bana.. Ben de e bunun 4'ü var, 5'i var diye cevap veriyorum, umutsuzca yüzüme bakıyor, bir şey de diyemiyor tabi :)
Neyse, herhalde yoğunluk gördürdü bu rüyayı bana. Hadi 3 neyse de 4-5 i ben bile gözümün önüne getiremiyorum...
Herkese iyi 23 Nisanlar.. Siz de eğlenin, dinlenin, keyif yapın.. 1 günlük bir tatil bile olsa bu tatilin tadını çıkarmak gerek!
*Resimler 3 yıl önce çekilmişti. Çekeni sevgiyle anıyorum... Selam çakıyorum!
Salı, Nisan 10
ruhu dinlendirmek
Orkideler yine coşuşta!
İnsan hayatın akışı içersinde bazen fark edemiyor kendine nasıl yüklendiğini, omuzlarında nasıl bir yük taşıdığını. Bunu yalnızca iş hayatı olarak kastetmiyorum, özel hayatlarımız da böyle.. Bazen öyle yükler alıyoruz ki üzerimize - sonra işin içinden nasıl çıkacağımızı bilemiyoruz..
Etrafıma bakıyorum, birbirinden memnun olmayan çiftler, hayatında istediklerini gerçekleştiremeyen insanlar.. Bile bile yapılan hatalar, yanlış kararlar.. İnsan hayatın koşuşturmacası içersinde kendinden uzaklaşıveriyor..
Bu sabah bir arkadaşımla konuşuyordum telefonda, ay sesin ne güzel geliyor diyip durdu.. Güzel geliyordu çünkü :) İnsanın hayatında heyecanlar, yeni hevesler eksilmişse sesi de ağırlaşıyor, ruhu yoruluyor.. Ama yeni sahiller her zaman umut dolu! İnsan ne kadar geç yatmış olursa olsun yine de mutlu uyanıyor, hevesle kalkıyor o yataktan...
Ben buldum galiba.. Hele şu aralar rahmetli Meral Okay ve eşi Yaman hakkında yazılanları da okumak etkiledi beni sanırım.. "Onun kadar karısına çiçek alan bir insan evladını analar doğurmamıştır," yazmış ya Meral Okay, orda dedim hah işte! İnsanın değerini bilen insanları sokması lazım hayatına..
Melosh hanım evde kurumuş tavuk kemiğiyle oynarken suçüstü yakalandığı an!
Hayatına değer katan insanları, sana kendinden bir şey ekleyen insanları, bilmediğin yönlerini ortaya çıkarmana yardım eden insanları, sana bir şey öğreten insanları, birlikteyken - umutsuz bir mutsuzluğu, çaresiz bir sessizliği değil de - heyecanı ve umudu paylaştığın insanları sokman lazım hayatına. Birlikte kendin olabildiğin, iç çocuğunu atlı karıncaya bindirirken iç ebeveynlerinin oturup bir latte paylaşabileceği insanları sokman lazım hayatına. Birlikte deli gibi gülebildiğin, yanında hiç çekinmeden saçma sapan şeyler için ağlayabildiğin, seni ne olursa olsun olduğun gibi kabul edebilecek insanları al sadece içeri - sadece onları al ki onlar da senin için ne kadar değerli olduklarını anlayabilsinler!
2 haftadan sonra kuyruk bey ile garajda ilk karşılaşmamız.. O kadar mutlu olduk ben ağlayacaktım, o da kafasını ağzıma sokmaya çalışıyordu :)
Tabi ki depresif ve daha mutsuz günlerin oluyor. Ama hayat, bana yaşattıkların için sana bir kez daha teşekkür ediyorum!
Bu arada, paylaşmadan edemeyeceğim.. Iphone'u olmayan bir insan olarak şu instagram kullananları kıskanıp duruyordum ki - pixlr - ı keşfettim! Muhteşem bir şey - mutlaka deneyin...
Salı, Nisan 3
günün sözü
Çarşamba, Mart 28
Help! by Ariane Mnouchkine
Help !
(Theatre)* Life, come to my rescue !
I am asleep. Wake me
I am lost in the dark, guide me, at least towards a candle
I am lazy, shame me
I am tired, raise me up
I am indifferent, strike me
I remain indifferent, beat me up
I am afraid, encourage me
I am ignorant, teach me
I am monstrous, make me human
I am pretentious, make me die of laughter
I am cynical, take me down a peg
I am foolish, transform me
I am wicked, punish me.
I am dominating and cruel, fight against me
I am pedantic, make fun of me
I am vulgar, elevate me
I am mute, untie my tongue
I no longer dream, call me a coward or a fool
I have forgotten, throw Memory in my face
I feel old and stale, make the Child in me leap up
I am heavy, give me Music
I am sad, bring me Joy
I am deaf, make Pain shriek like a storm
I am agitated, let Wisdom rise within me
I am weak, kindle Friendship
I am blind, summon all the Lights
I am dominated by Ugliness, bring in conquering Beauty
I have been recruited by Hatred, unleash all the forces of Love.
* Theater'ı life ile değiştirdim, hayat da bir tür tiyatro zaten...
Cuma, Mart 23
Tarot falima baktırdım..
Çok acayip şeyler çıktı.
Şimdi yapmam gereken falda çıkan şeyleri gerçekleştirmek!
Salı, Mart 20
hayat bazen insanı öyle bir affallatıyor, öyle bir ortada bırakıyor ki..
su içmeyi bile unutuyorsun. Hatta nefes almayı. Hatta o anda yaşadığını bile unutuyorsun.. Kalbin duracak gibi oluyor, ağzından fırlayacak gibi oluyor.. Ne hissettiğini bile anlayamıyorsun..
İşte insan bence böyle anlar için yaşıyor.. Böyle anlarda yaşadığını hissediyor.. Yoksa her gün maydanoz gibi yaşayıp gidiyoruz... Günler geçiyor, zaman geçiyor.. Kitaplar okuyorsun, filmer izliyorsun, yemekler yiyorsun, arkadaşlarınla görüşüyorsun, alışverişe gidip eve peynir, süt, yumurta, şeftali suyu, donuk pizza, patates ve soğan alıyorsun, kıyafetleri kurutemizlemeye bırakıyorsun, kıyafetleri kurtemizlemeden alıyorsun, eve temizliğe gelen hanıma bırakmak için para bozduruyorsun.. Falan yapıyorsun, filan yapıyorsun..
Ama işte bazen öyle bir şey oluyor ki, kalakalıyorsun, süt müt aklına gelmiyor. maydanoz değilmişim diyorsun.
Şükrediyorsun.
Bodrum güncesi
Bodrum'da o kadar hızlı geçti ki günler her gece yorgunluktan baygın bir şekilde uyuyordum.. Evin boya rengiydi, bahçe bitkileriydi, perdeleriydi, beyaz eşyalarıydı, dekorasyonuydu, eşyalarıydı falandı filandı derken kafası kesilmiş tavuklar gibi etrafa saldırıyor haldeydik..
İlk iki gün soğuk ve rüzgarlıydı ama 3. gün inanılmaz güzel bir yaz havası yaşattı bize bodrum. Öyle ki hiç dönmek istemedim.. Mayıs sonunda bir daha gideceğiz inşallah - bu sefer tam olarak her şey halledilecek ve ev yaşanacak hale gelmiş olacakdiye umuyoruz.. Sonra da ara sıra yaz kaçamakları yapmayı düşünüyorum!! 
Perşembe, Mart 15
10 dakikaya işten çıkacağım...
Sonra havaalanı, sonra uçak, sonra bodrum, sonra otel.. Güzel bir uyku ve sabaha da güneşli bir günde Bodrum'da hem ev alışverişi - hem de aile saadeti. Ankara'nın bu seneki buzul çağı vari kışından sonra kendimi o güneşe bırakmak nasıl da iyi gelecek, nasıl da kemiklerim ısınacak..
Ay 10 dakika bile ekleyemeyeceğim desem kimse bana inanır mı?!
Çarşamba, Mart 7
Mart ayına giriş yapmış bulunuyoruz..
Normalde sevimli ankaramzda Mart kapıdan bakdırır, kazma kürek yaktırır yaklaşımı popülerdir ancak havalar (maşallah, nazar değmesin) son 7 gündür iyi gidiyor. Hatta bahar geldi diyesim bile geliyor! 3 Aralıktan beri her yer kar - inşallah hepsi eriyecek!!!
Cumartesi ve Pazar İstanbuldayız. Haftaya da kısacık bir bodrum kaçamağı ailecek.. Mayıs sonu haziran başı 1 haftalık Rusya, beyaz gecelerde orada olacağız gibi.. Ay yazı düşündükçe ağzımın suları akıyor birazcık - hadi havalar - en azından şu kalın paltolarımızdan kurtulalım yahu!
Pasta sevgili arkadaşım Zeyno'nun biricik oğlu Kerem'in 1. yaş pastası. Hep birlikte yapıp süsledik - bilmem belli oluyor mu? :)




















